top of page

Binge Eating Davranışında EMDR Terapisinin Etkisi

  • Yazarın fotoğrafı: Suadiye Psikoterapi
    Suadiye Psikoterapi
  • 19 Kas
  • 3 dakikada okunur
ree

Tıkınırcasına yeme, DSM-5’te tanımlanan bağımsız bir yeme bozukluğu olarak, biyolojik yatkınlık, öğrenilmiş davranış biçimleri ve duygusal düzenleme güçlüklerinin iç içe geçtiği kompleks bir klinik tablodur. Binge davranışı çoğunlukla “irade zayıflığı” olarak yorumlansa da, nörobilim bize bunun çok daha derin bir mekanizma olduğunu gösterir: hipersensitize olmuş ödül devreleri, hızla yükselen dopamin yanıtı, duygusal bellekte kayıtlı stresörler ve bunlara eşlik eden bilişsel çarpıtmalar.

EMDR terapisi, binge eating’i yalnızca travmatik anıların işlenmesi yoluyla değil, beynin duygu-bellek-davranış eksenindeki bağlantılarını yeniden organize ederek etkiler.


Binge Eating’in Nörobiyolojik Temeli

Binge eating davranışında en belirgin mekanizma, mesolimbik ödül yolunun aşırı duyarlılığıdır. Koob ve Volkow’un bağımlılık modelleri, yüksek kalorili yiyeceklerin dopamin salınımını hızlı ve güçlü biçimde tetiklediğini, böylece davranışın negatif pekiştirme döngüsüne girdiğini belirtir. Kişi olumsuz duyguyla baş etmek için yemek yer, kısa süreli rahatlama yaşar, ancak sonrasında suçluluk, kontrol kaybı ve yeniden yeme isteği artar.


Bu döngüde prefrontal korteks (PFC) inhibisyonu zayıflar. Kişi “karar verme – durdurma – regüle etme” fonksiyonlarında kapasite kaybı yaşar. Dolayısıyla binge davranışı bir “tercih” değil, nörobiyolojik bir zorlanmanın ürünüdür.


EMDR’nin Nörofizyolojik Etkisi

Bilateral uyarım (BLS), EMDR’nin en kritik bileşenidir. Araştırmalar, BLS’nin amigdala aktivasyonunu azalttığını, aynı anda PFC’yi yeniden devreye soktuğunu gösteriyor. Bu, özellikle binge eating gibi duygu–dürtü temelli bozukluklarda önemlidir çünkü kişi tetiklendiğinde önce amigdala, sonra davranış devreye girer. Düşünme ise çok sonra gelir.


EMDR seanslarında işlenen anılar ilerledikçe kişi, tetikleyici duygu yükseldiğinde PFC’nin daha hızlı aktive olduğu yeni bir düzen kazanır ve dürtü azalır.


Binge Eating’de Tetiklenen Anılar

Birçok bireyde kronik duygusal açlık, eleştirel ebeveynlik, utandırılma, bedensel yorumlar veya terk edilme gibi erken dönem şemalarla bağlantılıdır.

Mekanizma genellikle benzerdir. Çocuklukta duyguları yeterince regüle edilmeyen kişi, yetişkinlikte içsel bir gerilim yaşadığında bu gerilimi hızla düşüren şey olarak yemeği kullanır. Yeme davranışı böylece fizyolojik bir ihtiyaçtan çok, duygusal bir tampon görevi görür.

EMDR’nin devreye girdiği nokta tam burasıdır. Terapi tetikleyici duygunun kökenine iner, o duygu ile yemek arasındaki otomatik bağlantıyı çözer.

Tıkanırcasına yemek gibi davranışların ardında çoğunlukla “Asla yeterli değilim”, “Kontrol bende değil” veya “Kimse beni yatıştırmadı; kendim yatıştırmalıyım” gibi yerleşik inançlar bulunur. EMDR, bu inançları yalnızca bilişsel düzeyde yeniden çerçevelemekle kalmaz, nörobiyolojik düzeyde dönüştürerek kişinin yeme davranışına yüklenen duygusal işlevi azaltır.


EMDR’nin Binge Eating’e Etkisi


Mevcut çalışmalar, EMDR’nin özellikle dürtüsel ve duygusal yeme davranışlarında belirgin bir iyileşme sağladığını göstermektedir. EMDR uygulanan bireylerde amigdala reaktivitesinin azalmasıyla tetikleyici karşısında yükselen hemen yeme dürtüsü zayıflar. Böylece dürtüsel yeme ataklarının sıklığında net bir düşüş gözlenir.

Aynı zamanda kişi duygularıyla daha düzenleyici bir ilişki kurmaya başladığı için yeme davranışı bir duygu düzenleme aracı olmaktan çıkar; duygusal yeme davranışında belirgin bir gerileme ortaya çıkar. Binge’in temel motivasyonu rahatsız edici duygulardan kaçmak olduğu için, EMDR bu duyguların kaynağını çözdükçe kişinin rahatsızlığa tahammül kapasitesi artar ve anlık rahatlama ihtiyacı zayıflar.

Bununla birlikte binge döngüsünü sürdüren utanç ve suçluluk duyguları da EMDR ile ele alınır; özellikle utanç temelli anıların işlenmesiyle yeme sonrası oluşan ağır öz-eleştiri ve pişmanlık döngüsü kırılır, kişi davranışlarını daha düzenli ve daha az kendine zarar verici bir çerçevede yönetebilir.


EMDR Protokolleri

Klasik sekiz aşamalı EMDR protokolü uygulanır, ancak binge eating için hedefler daha net şekilde belirlenir. Öncelikle yalnızlık, akşam saatleri veya yoğun stres gibi tetikleyici anlar ele alınır. Ardından yemek öncesinde ortaya çıkan öfke, gerginlik ya da boşluk hissi gibi duygu dalgalanmaları işlenir. Göğüste sıkışma veya boğazda baskı gibi bedensel duyumlar da terapinin önemli bir parçasıdır. Bunun yanında değersizlik, reddedilme ya da eleştirilme temelli kök anılar hedef alınır. Süreç boyunca “Kontrol bende”, “Kendimi regüle edebilirim” ve “Yemek dışı başa çıkma yollarım var” gibi pozitif inançlar güçlendirilir.


EMDR Sonrası Beyinde Ne Değişir?

Seansların ardından belirgin nörobiyolojik değişimler ortaya çıkar. Amigdala aktivitesi azalır ve tehdit algısının aşırı yükseldiği anlar daha kolay regüle edilebilir hâle gelir. Prefrontal korteks ile amigdala arasındaki bağlantı güçlenir; böylece kişinin duygular üzerinde bilişsel kontrol kurma kapasitesi artar. Default Mode Network’te görülen aşırı ruminatif döngüler zayıflar ve zihin sürekli aynı düşünce etrafında dönüp durmaz. Duygusal bellek daha entegratif bir yapıya kavuşur ve kişi eski tepkilerini otomatik olarak tekrar etmek yerine yeni değerlendirmeler yapabilir. Aynı zamanda yiyecek = rahatlama şeklindeki öğrenilmiş bağlantı çözülür ve yerine daha sağlıklı bir başa çıkma şeması yerleşir. Bu nedenle kişi kendini daha iyi hissettiğinde bu durum iradesini zorladığı için değil, artık bastırmaya çalıştığı bir dürtü kalmadığı için gerçekleşir.


EMDR terapisi binge eating davranışını yeme kontrol sorunu olarak değil, duygusal bellekte kodlanmış tetikleyicilerin nörobiyolojik düzeyde aktivasyonuyla ortaya çıkan kompleks bir düzenleme sorunu olarak ele alır. Travma olup olmaması süreç için belirleyici değildir. Önemli olan beynin stres yanıtı, ödül sistemi ve bilişsel kontrol ağlarının yeniden organize edilmesidir.

Bu bütüncül etki sayesinde EMDR, binge eating döngüsünü hem duygusal hem bilişsel hem de nörofizyolojik düzeyde kırabilen en güçlü müdahalelerden biri hâline gelir.


Suadiye Psikoterapi | Bağdat Caddesi

Kadıköy Bağdat Caddesi’nde yer alan Suadiye Psikoterapi, alanında uzman ekibiyle danışanlarına profesyonel ruh sağlığı hizmeti sunmaktadır. Merkezimizde, Psikiyatrist Dr. Turan Çetin ve Klinik Psikolog Beste Bektaş, bilimsel temellere dayalı terapi ve danışmanlık yaklaşımlarıyla hizmet vermektedir.


Psikoterapi, psikiyatri desteği ve bütüncül ruh sağlığı çözümleri için bizimle iletişime geçebilir, güvenli bir terapi süreci için randevu alabilirsiniz.

 
 
 

Yorumlar


Yeşil yapraklı bitki, beyaz zemin üzerinde, bitki detayları ve Ana Sayfa

İletişim

- Adres

Suadiye Mahallesi, Bağdat Caddesi, Vapuryolu Sokak, No:2/1,
Tunç Apt. Kadıköy / İstanbul

- Telefon

Psikiyatrist Dr. Turan Çetin - 0530 500 97 40

Klinik Psikolog Beste Bektaş - 0534 260 23 25

bottom of page