Bastırılan Duygular Nereye Gider?
- Suadiye Psikoterapi

- 26 Ara 2025
- 3 dakikada okunur

İnsan zihni, hoş olmayan duygularla karşılaştığında onları “yokmuş gibi yapma” eğilimine sahiptir. Utanç, öfke, kıskançlık, suçluluk, korku ya da yoğun üzüntü… Bazı duygular, kişinin benlik algısıyla ya da çevreden aldığı mesajlarla uyumlu olmadığı için bilinçten uzaklaştırılır. Bu sürece psikolojide duygu bastırma denir. Peki bastırılan duygular gerçekten kaybolur mu? Bilimsel yanıt nettir: Hayır.
Bastırılan duygular zihnin çöplüğüne atılmaz, yalnızca farklı kanallardan kendini göstermeye başlar.
Bastırma Nedir, Ne Değildir?
Bastırma, duygunun yaşanmadığı anlamına gelmez. Duygu ortaya çıkar, bedende ve zihinde bir iz bırakır; ancak kişi bu duyguyu fark etmemeyi, düşünmemeyi ya da ifade etmemeyi seçer. Çoğu zaman bu süreç bilinçdışıdır. Kişi “ben öfkeli değilim” derken, aslında öfke bedende hâlâ aktiftir.
Bastırma ile duygusal düzenleme arasındaki fark önemlidir. Duygusal düzenleme, duyguyu tanıyıp yönetmeyi içerirken; bastırma, duygunun varlığını inkâr etmeye dayanır. Araştırmalar, bastırmanın kısa vadede işe yarayabildiğini, ancak uzun vadede psikolojik ve fizyolojik maliyetler doğurduğunu göstermektedir.
Bedende Biriken Duygular
Bastırılan duyguların ilk durağı çoğu zaman bedendir. Sinir sistemi, ifade edilemeyen duyguları fizyolojik tepkilere dönüştürür. Kronik kas gerginliği, mide-bağırsak sorunları, baş ağrıları, çene sıkma, yorgunluk hissi ya da açıklanamayan ağrılar bu sürecin yaygın örnekleridir.
Stres hormonlarının sürekli yüksek seyretmesi, bağışıklık sistemi üzerinde baskı yaratır. Bu nedenle bastırma eğilimi yüksek olan bireylerde psikosomatik belirtilere daha sık rastlanır. Bedensel belirti, çoğu zaman “söylenemeyen” bir duygunun dilidir.
Zihinsel Yansımalar
Bastırılan duygular zihinsel düzeyde de iz bırakır. Sürekli erteleme, ani öfke patlamaları, aşırı kontrol ihtiyacı, mükemmeliyetçilik ya da duygusal donukluk bu yansımalar arasındadır. Kişi kendisini “hiçbir şey hissetmiyorum” diye tanımladığında, bu çoğu zaman duyguların yokluğunu değil, duygularla temasın kesildiğini gösterir.
Rüyalar da bastırılan içeriğin sızdığı alanlardan biridir. Gündüz bastırılan duygu, gece sembollerle kendini gösterebilir. Aynı şekilde, anlamsız gibi görünen huzursuzluk halleri ya da durduk yere gelen yoğun duygulanımlar da bastırılmış içeriğin yüzeye çıkma çabasıdır.
İlişkilerde Ortaya Çıkışı
Duygular ifade edilmediğinde, ilişkilerde dolaylı yollarla sahne alır. Bastırılmış öfke pasif-agresif davranışlara dönüşebilir. Söylenmeyen ihtiyaçlar, karşı taraftan beklenti olarak ortaya çıkar. Kişi “neden kimse beni anlamıyor” diye düşünürken, aslında kendi duygusunu kendisi de yeterince tanımıyordur.
Özellikle yakın ilişkiler, bastırılmış duygular için tetikleyici bir alan oluşturur. Çünkü bağ kurmak, savunmaları zayıflatır. Bu nedenle geçmişte bastırılmış duygular, bugünkü ilişkilerde orantısız tepkiler şeklinde tekrar yaşanabilir.
Bastırmanın Bedeli
Araştırmalar, duygularını sürekli bastıran bireylerin daha yüksek anksiyete, depresyon ve tükenmişlik düzeylerine sahip olduğunu göstermektedir. Bastırma, zihinsel enerjiyi tüketir. Kişi farkında olmadan büyük bir içsel çaba harcar: hissetmemek için.
Bu çaba sürdürülebilir değildir. Bastırılan her duygu, bir noktada kendine çıkış yolu arar. Bu bazen bedenle, bazen davranışla, bazen ilişkilerle olur.
Peki Çözüm Ne?
Çözüm, her duyguyu kontrolsüzce dışa vurmak değildir. Duyguların varlığını kabul etmek, onlara isim vermek ve anlamlarını fark etmek temel adımdır. “Şu an öfkeliyim” demek, öfkenin sizi yönetmesine izin vermek değil; tam tersine, onu zihinsel alana taşımaktır.
Duygular ifade edildikçe şekil değiştirir. Bastırıldıkça sertleşir, karmaşıklaşır ve dolaylı yollarla zarar verir.
Terapinin Bu Süreçteki Rolü
Bastırılan duygularla tek başına temas kurmak çoğu zaman zordur. Çünkü bastırma, kişinin bilinçli olarak seçtiği bir stratejiden çok, yıllar içinde öğrenilmiş otomatik bir savunmadır. Bu nedenle birey, hangi duyguyu ne zaman ve neden bastırdığını fark etmekte zorlanabilir. Psikoterapi, tam da bu kör noktaların görünür hâle gelmesini sağlar.
Terapötik ilişki, duyguların yargılanmadan ifade edilebildiği güvenli bir alan sunar. Kişi, günlük hayatta dile getiremediği öfkeyi, üzüntüyü, korkuyu ya da suçluluk hissini burada fark edebilir ve anlamlandırabilir. Bu süreçte amaç duyguları “ortadan kaldırmak” değil, onların ne anlatmaya çalıştığını çözmektir. Araştırmalar, duygularını tanımayı ve ifade etmeyi öğrenen bireylerin stresle başa çıkma becerilerinin arttığını, bedensel belirtilerin azaldığını ve ilişkilerde daha sağlıklı sınırlar kurabildiklerini göstermektedir. Terapi, bastırılan duyguların bedene ya da davranışlara zarar vermeden zihinsel düzeyde işlenmesine imkân tanır.
En önemlisi, terapi kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi dönüştürür. Bastırma çoğu zaman “böyle hissetmemeliyim” inancından beslenir. Terapötik süreçte ise kişi, hissettiklerinin insanî ve anlaşılır olduğunu deneyimleyerek öğrenir. Bu da duygularla savaşmak yerine onları regüle edebilmenin yolunu açar.
Bastırılan duygular susturulduklarında değil, anlaşıldıklarında etkilerini kaybederler. Terapi, bu anlayışın sistemli ve güvenli biçimde inşa edildiği bir alandır.
Suadiye Psikoterapi | Bağdat Caddesi
Kadıköy Bağdat Caddesi’nde yer alan Suadiye Psikoterapi, alanında uzman ekibiyle danışanlarına profesyonel ruh sağlığı hizmeti sunmaktadır. Merkezimizde, Psikiyatrist Dr. Turan Çetin ve Klinik Psikolog Beste Bektaş, bilimsel temellere dayalı terapi ve danışmanlık yaklaşımlarıyla hizmet vermektedir.
Psikoterapi, psikiyatri desteği ve bütüncül ruh sağlığı çözümleri için bizimle iletişime geçebilir, güvenli bir terapi süreci için randevu alabilirsiniz.



Yorumlar