top of page

Fibromiyaljide Psikolojik Terapi Yaklaşımları

  • Yazarın fotoğrafı: Suadiye Psikoterapi
    Suadiye Psikoterapi
  • 15 Kas 2025
  • 4 dakikada okunur

Fibromiyalji, merkezi duyarlılık, bozulmuş ağrı modülasyonu, stres yanıt sistemindeki düzensizlikler ve kronik kas gerginliğiyle ilişkili karmaşık bir sendromdur. Her ne kadar biyolojik mekanizmalar belirleyici olsa da, psikolojik süreçlerin hem hastalığın şiddetinde hem de iyileşme sürecinde kritik rol oynadığı kapsamlı araştırmalarla ortaya konmuştur. Psikolojik terapi yaklaşımlarının amacı, ağrı üretiminde rol oynayan nöral devreleri düzenlemek, stres yükünü azaltmak, ağrıya yönelik bilişsel çarpıtmaları yeniden yapılandırmak ve kişinin öz düzenleme kapasitesini güçlendirmektir.


Sinir Sisteminin Aşırı Uyarılmışlık Hâli

Fibromiyaljide kaç-savaş-don yanıtı kronik olarak aktive kalır. Bu durum hem HPA aksının dengesini bozar hem de sempatik sistemin aşırı çalışmasına neden olur. Sonuç: kaslarda sürekli gerginlik, uyku bölünmeleri, artmış ağrı hassasiyeti ve bitmeyen yorgunluk. Psikoterapi burada yalnızca duygusal süreçlerle değil, bu fizyolojik devrelerle çalışır. Özellikle travma öyküsü olan bireylerde sinir sistemi “aşırı uyarılmışlık hali” durumuna daha kolay kayar ve terapi bu hassasiyeti yeniden ayarlamaya odaklanır.


Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

BDT, fibromiyalji tedavisinde en fazla araştırılan psikoterapi yaklaşımıdır. Etkisi, ağrıyı yok etmesi üzerinden değil, ağrı algısına eşlik eden bilişsel ve duygusal yükü azaltması üzerinden açıklanır.


BDT’nin temel hedefi, ağrı deneyimini sürdüren bilişsel ve davranışsal döngüleri yeniden düzenlemektir. Bu yaklaşımda ilk adım, ağrıya yönelik tehdit yorumlarını azaltmak ve kişinin otomatik olarak “ağrı = zarar” şeklinde kurduğu yanlış eşleşmeyi bilişsel olarak yeniden yapılandırmaktır.

Katastrofik düşünce örüntülerinin çözülmesi, hem duygusal yükü azaltır hem de ağrıya karşı aşırı alarm hâlini besleyen içsel tetikleyicileri zayıflatır. Katastrofik düşünceler, örneğin “Bu ağrı hiç geçmeyecek”, “Bedenim dayanamıyor” ya da “Her hareketimde kendime zarar veriyorum” gibi yorumlar, merkezi duyarlılığı güçlendiren önemli bir faktördür. Bu düşüncelerin yeniden yapılandırılması, beyin ağrı sinyallerini değerlendirirken limbik sistemin aşırı reaksiyonunu azaltır.

Bununla birlikte BDT, ağrı nedeniyle gelişen aktivite kaçınmasını azaltarak işlevselliğin geri kazanılmasını hedefler. Çünkü kaçınma döngüsü devam ettikçe beden daha duyarlı, yaşam daha kısıtlı hale gelir.

Ruminasyon, zihnin aynı düşünceyi tekrar tekrar çiğnemesi, bir konuyu çözmeden sürekli dönüp dolaşmasıdır. Çoğu zaman “neden böyle oldu?”, “ya tekrar olursa?”, “keşke şöyle yapsaydım” gibi bitmeyen iç konuşmalar şeklinde ortaya çıkar. Bu süreç üretken değildir; kişinin sorun çözme kapasitesini artırmaz, aksine zihinsel enerjiyi tüketir ve sinir sistemini yüksek alarm hâlinde tutar. Kronik ağrıda ruminasyon arttıkça kişi beden duyumlarını daha fazla taramaya, ağrıyı daha sık kontrol etmeye ve olası tehditleri abartılı biçimde yorumlamaya başlar. Bu da hem duygusal yükü hem de merkezi duyarlılığı belirgin biçimde artırır.

Ayrıca davranışsal etkinlik planlama (graded activity), hem fiziksel dayanıklılığı artırır hem de ağrı davranışı ve kaçınma döngüsünü kırar.


Mindfulness ve Somatik Temelli Müdahaleler

Mindfulness temelli stres azaltma (MBSR), meditasyon, nefes çalışmaları ve beden farkındalığı egzersizlerinden oluşan bütüncül bir yaklaşımdır ve etkisi büyük ölçüde biyolojik mekanizmalar üzerinden açıklanır.

Bu uygulamalar düzenli olarak yapıldığında sempatik sinir sisteminin aşırı aktivitesi azalır, buna karşılık parasempatik ton artarak bedenin doğal sakinleşme tepkisini güçlendirir. Aynı zamanda prefrontal korteks ile amigdala arasındaki bağlantının kuvvetlenmesi sayesinde duygusal düzenleme kapasitesi artar ve beyin tehdit sinyallerine daha dengeli yanıt verir. Bu nörolojik yeniden örgütlenme, ağrı sinyallerine verilen duygusal reaktivitenin zayıflamasına, yani ağrının zihinde yarattığı alarm etkisinin belirgin biçimde azalmasına katkı sağlar.

Fonksiyonel MRI araştırmalarında, mindfulness uygulamalarının anterior singulat ve prefrontal kortekste ağrı inhibisyon yollarını güçlendirdiği gösterilmiştir. Fibromiyalji hastalarında düzenli mindfulness, ağrı eşiğini artırır, uyku kalitesini iyileştirir ve yorgunluk düzeyini azaltır.


Somatik deneyimleme (SE) ve sensori-motor temelli çalışmalar, kas gerginliğini azaltmayı doğrudan hedefler. Bu yöntemlerde bedensel duyumların düzenlenmesi, otonom sinir sisteminin dengelenmesi ve donma-tepki paternlerinin çözülmesi amaçlanır.


EMDR ve Travma Odaklı Yaklaşımlar

Fibromiyalji hastalarının önemli bir kısmında çocukluk çağı travmaları, duygusal ihmal, bağlanma travmaları veya uzun süreli stres öyküsü bulunur. Travmatik anıların sinir sistemi üzerindeki etkileri, ağrı duyarlılığını artıran hiperarousal döngülerini tetikler. EMDR, bu döngüleri yeniden işleyerek sinir sisteminin “alarm” durumunu azaltmayı hedefler.


EMDR’nin fibromiyaljideki etkisi üç temel mekanizma üzerinden açıklanabilir.

İlk olarak, travmatik anıların fizyolojik yükünü azaltarak sinir sisteminin geçmişten gelen alarm sinyallerini sürekli yeniden üretmesini engeller; böylece bedenin “tehlike hâli”ne kilitlenmiş tepkileri hafifler.

İkinci olarak, otonom sinir sistemindeki aşırı uyarılmışlığı regüle eder; sempatik aktivitenin düşmesi ve parasempatik sistemin devreye daha sağlıklı biçimde girmesiyle kişinin fizyolojik stres düzeyi dengelenir.

Üçüncü olarak ise, ağrıya eşlik eden duygusal tehdit algısını azaltır; bu sayede ağrı yalnızca bir duyum olarak işlenir, tehdit ya da zarar beklentisiyle birleşmediği için merkezi duyarlılığı besleyen döngüler zayıflar.

Böylece EMDR, travma yükünü, fizyolojik aşırı uyarımı ve ağrıya bağlı duygusal alarmı hedef alarak fibromiyalji yönetiminde bütüncül bir düzenleme sağlar.

Randomize kontrollü çalışmalarda EMDR’nin ağrı şiddeti, yorgunluk ve uyku bozukluklarında anlamlı iyileşmeler sağladığı gösterilmiştir.


Duygusal Düzenleme Müdahaleleri ve Somatizasyon Döngüsü

Fibromiyalji, duyguların ifade edilme biçimiyle yakından ilişkilidir. Özellikle bastırılmış öfke, uzun süreli çaresizlik duygusu, aşırı uyum sağlama (fawning) ve sınır koyma zorlukları vücutta kronik gerginlik yaratabilir. Bu durum kas tonusunu yükselterek ağrı döngüsünü sürdürebilir.


Duygusal düzenleme temelli terapilerde amaç, kişinin duygusal yaşantısına daha net ve ayırt edici bir farkındalıkla yaklaşabilmesini sağlamaktır. Bu süreç, duyguların yalnızca zihinsel değil aynı zamanda bedensel düzeyde de nasıl ortaya çıktığını tanımayı öğretir; böylece kişi tetikleyiciler karşısında verdiği fizyolojik tepkileri daha doğru yorumlayabilir.

Bastırılmış ya da yönetilemeyen duyguların dışa taşmadan, panik ya da öfke patlamalarına dönüşmeden regüle edilebilir hale gelmesi terapinin merkezindedir.

Ayrıca bu yaklaşımlar, kişinin yıllardır otomatikleşmiş biçimde sürdüğü aşırı sorumluluk alma, mükemmeliyetçilik ya da aşırı uyum odaklı paternleri yeniden yapılandırarak duygusal yükü hafifletir ve daha esnek, daha sürdürülebilir bir iç denge kurmasına yardımcı olur.

Bu çalışmaların fizyolojik çıktısı kas gerginliğinin azalması, nefes düzeninin normalleşmesi ve otonom sistemin dengelenmesidir.


Uyku, Yorgunluk ve Günlük Rutin Üzerine Terapi Çalışmaları

Uyku bozuklukları fibromiyaljinin merkezinde yer aldığından, psikoterapi günlük davranış alışkanlıklarını da düzenlemeyi içerir. Uyku hijyeni eğitimi, uyku–uyanıklık ritminin düzeltilmesi, gece kas gerginliğini artıran bilişsel süreçlerin hedeflenmesi ve nefes teknikleri, ağrı döngüsünü doğrudan etkiler.

Ayrıca enerji yönetimi, aktivite planlama, temposuzluk ve tükenme döngülerini kırmayı hedefleyen davranışsal müdahaleler de klinik iyileşmeye katkı sağlar.


Çok Boyutlu ve Nörobiyolojik Temelli Psikoterapi

Fibromiyaljide psikolojik terapinin amacı, sinir sisteminin aşırı uyarılmışlığını azaltmak, ağrı duyarlılığını etkileyen bilişsel ve duygusal devreleri yeniden düzenlemek ve kişinin bedensel/psikolojik dayanıklılığını artırmaktır.


En etkili yaklaşım tek bir yöntem değil; BDT, mindfulness, somatik teknikler, EMDR ve duygusal düzenleme çalışmalarının entegre edildiği çok katmanlı bir modeldir. Bu model, fibromiyalji hastalarının sinir sistemini daha düzenli bir hâle getirerek ağrı algısını, yorgunluğu ve yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri azaltır.


Suadiye Psikoterapi | Bağdat Caddesi

Kadıköy Bağdat Caddesi’nde yer alan Suadiye Psikoterapi, alanında uzman ekibiyle danışanlarına profesyonel ruh sağlığı hizmeti sunmaktadır. Merkezimizde, Psikiyatrist Dr. Turan Çetin ve Klinik Psikolog Beste Bektaş, bilimsel temellere dayalı terapi ve danışmanlık yaklaşımlarıyla hizmet vermektedir.


Psikoterapi, psikiyatri desteği ve bütüncül ruh sağlığı çözümleri için bizimle iletişime geçebilir, güvenli bir terapi süreci için randevu alabilirsiniz.

 
 
 

Yorumlar


Yeşil yapraklı bitki, beyaz zemin üzerinde, bitki detayları ve Ana Sayfa

İletişim

- Adres

Suadiye Mahallesi, Bağdat Caddesi, Vapuryolu Sokak, No:2/1,
Tunç Apt. Kadıköy / İstanbul

- Telefon

Psikiyatrist Dr. Turan Çetin - 0530 500 97 40

Klinik Psikolog Beste Bektaş - 0534 260 23 25

bottom of page