Hastalık Hastalığı (Hastalık Kaygısı Bozukluğu)
- Suadiye Psikoterapi

- 21 Kas 2025
- 3 dakikada okunur

Hastalık Kaygısı Bozukluğu, kişinin ciddi bir hastalığı olduğuna ya da olacağına yönelik yoğun, tekrar eden ve kontrol edilemeyen bir kaygı yaşamasıyla karakterize edilen bir anksiyete bozukluğudur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve DSM-5 tarafından tanımlanan bu tablo, gerçek somatik belirtilerden bağımsızdır; yani kişi fiziksel olarak sağlıklı olsa bile bedensel duyumlarını tehdit olarak yorumlayabilir. Hastalığın temelinde bilişsel çarpıtmalar, bedensel farkındalıkta aşırı hassasiyet ve belirsizliğe düşük tolerans bulunur.
Beden Duyumlarını Tehdit Olarak Algılama
Bu bozukluğun merkezinde beden sinyallerinin yanlış yorumlanması yer alır. Normalde herkes zaman zaman çarpıntı, baş dönmesi, mide yanması, kas ağrısı gibi duyumlar yaşar. Ancak hastalık kaygısı yaşayan kişilerde bu duyumlar “normal varyasyon” olarak değil, potansiyel bir hastalığın habercisi olarak yorumlanır.
Örneğin hafif bir karıncalanma “sinir hastalığı”, geçici çarpıntı “kalp krizi başlangıcı” olarak anlamlandırılabilir. Bu yorumlama biçimi sinir sistemini alarma geçirir ve tehdit algısı biyolojik bir döngü hâline gelir.
Nörobiyolojik Mekanizmalar
Araştırmalar, hastalık kaygısı yaşayan bireylerde anterior singulat korteks, insula ve amigdala gibi tehdit algısıyla ilişkili beyin bölgelerinin daha yüksek aktivasyon gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu bölgeler ağrı, içsel duyumlar ve olası tehditler hakkında sürekli tarama hâlindedir.
Dolayısıyla yalnızca psikolojik değil, somut nörobiyolojik mekanizmalar söz konusudur. Beyin, güvenli durumları bile potansiyel risk gibi algılayarak “yanlış alarm” döngüsünü tetikler.
Bilişsel Çarpıtmalar ve Düşünce Döngüleri
Hastalık kaygısının sürmesinde rol oynayan en önemli faktörlerden biri bilişsel çarpıtmalardır:
Felaketleştirme: “Bu belirti kesinlikle ciddi bir hastalık.”
Seçici dikkat: Beden duyumlarına karşı aşırı odaklanma.
Belirsizlik tahammülsüzlüğü: “Belirsiz bir şey varsa, kötü bir şey olmalı.”
Tıp kaynaklarını sürekli araştırma: Google aramalarıyla artan kaygı.
Bu çarpıtmalar kişiyi semptomları tekrar tekrar kontrol etmeye, doktor randevularına yüklenmeye veya test sonuçlarını defalarca teyit ettirmeye yöneltebilir. Ancak araştırmalar bunun kısa süreli bir rahatlama sağlasa da uzun vadede kaygıyı güçlendirdiğini gösteriyor.
Davranışsal Döngü
Hastalık kaygısı yalnızca düşünce düzeyinde kalmaz; davranışsal olarak da pekişir. Kişi belirtilerini anlamak için:
Nabız ölçme
Tansiyon takibi
Vücudu sürekli kontrol etme
Aynaya bakma
Google sorguları
Yakınlarından sürekli güvence arama
gibi davranışlara yönelir. Bu davranışlar beynin “tehlike var” algısını doğruladığı için tehdit döngüsü devam eder.
Bazı bireyler ise tam tersi şekilde kaçınma gösterebilir: Hastaneye gitmemek, kan testi yaptırmamak, hastalık haberlerinden kaçmak. Her iki uç da kaygının sürekliliğini besler.
Çocukluk Öğrenmeleri ve Bağlanma Dinamikleri
Hipokondriyal kaygı çoğu zaman yaşamın erken dönemlerindeki deneyimlerle ilişkilidir.
Aşırı koruyucu ebeveynlik, hastalıklarla ilgili kaygılı aile tutumları, çocuklukta yaşanan travmalar ve ebeveynin aşırı hastalık odaklı olması bu hassasiyeti artırabilir.
“Dünya tehlikeli bir yer”, “beden kırılgan”, “hastalıklar aniden gelir” gibi derin inançlar yetişkinlikte beden duyumlarına karşı tetikte olmayı kolaylaştırır.
Pandeminin Etkisi
COVID-19 döneminde hastalık kaygısının görülme oranı belirgin şekilde arttı. Belirsizlik, risk mesajları, sürekli test yaptırma davranışları ve sosyal izolasyon, zaten hassas olan beden-algı sistemini daha da uyardı. Birçok bireyde kaygı düzeyi pandemi sonrası da yüksek seyretmeye devam etti.
Tedavi
Hastalık kaygısı bozukluğunun en etkili tedavileri kanıta dayalıdır:
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
BDT, düşünce çarpıtmalarını fark etmeyi, beden duyumlarını yeniden anlamlandırmayı ve kaçınma-kontrol döngülerini kırmayı hedefler. Özellikle duyum odaklı maruziyet çalışmaları, korkulan fiziksel belirtilere tolerans geliştirmede oldukça etkilidir.
EMDR Terapisi
Son yıllarda yapılan çalışmalar, hastalık kaygısının çoğu zaman geçmişteki tıbbi travmalar, kayıp deneyimleri veya duygusal travmalarla bağlantılı olduğunu gösteriyor. EMDR, bu travmatik anıların yeniden işlenmesine ve tehdidin nörobiyolojik düzeyde düzenlenmesine yardımcı olur.
Psikoeğitim ve Belirsizlik Toleransı Çalışmaları
Belirsizliğin hayatın doğal bir parçası olduğunu içselleştirmek, hastalık kaygısının en zorlayıcı bileşenlerinden birini dönüştürür. Beden duyumlarına yönelik dikkat eğitimi, mindfulness temelli müdahaleler de bu noktada etkilidir.
Hastalık hastalığı, zannedildiği gibi “abartı” ya da “evham” değildir. Beden duyumlarının algılanma biçimi, düşünce döngüleri, sinir sisteminin alarm düzeyi ve öğrenilmiş inançların birleştiği karmaşık bir psikolojik süreçtir. Doğru terapi yaklaşımlarıyla hem düşünsel hem nörofizyolojik düzeyde belirgin iyileşme sağlanabilir.
Suadiye Psikoterapi | Bağdat Caddesi
Kadıköy Bağdat Caddesi’nde yer alan Suadiye Psikoterapi, alanında uzman ekibiyle danışanlarına profesyonel ruh sağlığı hizmeti sunmaktadır. Merkezimizde, Psikiyatrist Dr. Turan Çetin ve Klinik Psikolog Beste Bektaş, bilimsel temellere dayalı terapi ve danışmanlık yaklaşımlarıyla hizmet vermektedir.
Psikoterapi, psikiyatri desteği ve bütüncül ruh sağlığı çözümleri için bizimle iletişime geçebilir, güvenli bir terapi süreci için randevu alabilirsiniz.



Yorumlar