top of page

Psikosomatik Ağrı

  • Yazarın fotoğrafı: Suadiye Psikoterapi
    Suadiye Psikoterapi
  • 20 Kas 2025
  • 3 dakikada okunur

Psikosomatik ağrı, psikolojik süreçlerin fiziksel ağrı deneyimi üzerinde belirleyici rol oynadığı durumları ifade eder. Bu tanım, ağrının “hayal ürünü” olduğu anlamına gelmez; tam tersine, beynin ağrıyı algılama ve düzenleme mekanizmalarının psikolojik faktörlere duyarlı olduğunu vurgular. Güncel nörobilim, zihinsel süreçlerin beden üzerinde ölçülebilir etkiler yarattığını göstermektedir. Psikosomatik ağrılar özellikle stres, travma, duygusal baskılama, erken dönem öğrenmeleri ve kronik kaygı gibi psikolojik durumlarla ilişkilendirilir.


Ağrı Algısının Nörofizyolojik Temeli

Ağrı, yalnızca doku hasarının bir çıktısı değildir. Ağrı deneyimi beynin bir yorumlama işlemidir. Ağrı sinyallerinin işlendiği başlıca bölgeler; anterior singulat korteks, insula, somatosensoriyel korteks ve limbik sistemdir. Bu bölgeler sadece fiziksel uyaranları değil, aynı zamanda duygusal ve bilişsel durumları da işler.

Örneğin kronik stres, hipotalamus–hipofiz–adrenal (HPA) aksında aşırı yüklenmeye, kortizol salınımında düzensizliğe ve sinir sisteminde “sürekli alarm hali” yaratmaya yol açar. Bu durum, ağrı sinyallerinin eşiğini düşürür. Beyin, normalde tehdit olmayan duyusal girdileri tehdit gibi yorumlamaya başlar. Bu süreç “merkezi duyarlılık” (central sensitization) olarak adlandırılır.

Psikosomatik ağrıların önemli bir kısmı bu merkezi duyarlılık mekanizması üzerinden açıklanır: Beyin, gerçek bir doku hasarı olmadan da ağrı üretir ya da mevcut ağrıyı abartır.


Duygusal Baskılanma ve Sinir Sistemi Üzerindeki Etkileri

Duygusal süreçlerin baskılanması, özellikle öfke, üzüntü, hayal kırıklığı gibi yüksek uyarım yaratan duyguların ifade edilememesi, otonom sinir sisteminin aktivasyonunu artırır. Uzun süreli sempatik aktivasyon; kas gerginlikleri, baş ağrısı, boyun-sırt ağrıları, mide rahatsızlıkları ve yaygın ağrılar gibi birçok psikosomatik belirtinin temelini oluşturabilir.

Bu durumun literatürdeki karşılığı “somatizasyon”dur: duygusal yükün bedensel bir kanaldan dışavurulması. Somatizasyon, özellikle erken dönemde duygularını tanıma ve düzenleme becerileri yeterince desteklenmeyen bireylerde daha yüksek görülür. Kısacası kişi duyguyu sözel olarak ifade edemez ama beden ifade eder.


Travma, Bellek ve Ağrı

Travmatik yaşantılar ağrı ağlarını doğrudan etkiler. Travma anısı limbik sistemde ve beyin sapında “bedensel bir iz” bırakabilir. EMDR, somatik deneyimleme ve travma odaklı diğer terapilerde görülen iyileştirici etkilerin önemli bir mekanizması da buradan gelir: travmatik anılar yeniden işlemleme sürecinde, o anıyla ilişkili bedensel gerilimler ve ağrı devreleri düzenlenir.

Örneğin çocukluk döneminde cezalandırıcı, tahammülsüz veya duygusal olarak erişilemeyen bir bakımverenle büyüyen bireylerde kronik kas gerginliği, migren, mide ağrıları veya bel-boyun ağrılarının erişkinlikte daha sık görüldüğü araştırmalarla desteklenir. Bu, “travma = fiziksel hasar” ilişkisi değil; “travma = sinir sisteminde değişen uyarılabilirlik” ilişkisidir.


Kaygı ve Hiper-Vijilans

Kaygı bozukluklarında sinir sistemi sürekli tarama hâlindedir: tehdit var mı, bedenimde olağan dışı bir şey oluyor mu, kalp ritmim hızlandı mı? Bu aşırı uyanıklık hali kas tonusunu artırır ve bedenin kendi duyumlarına aşırı odaklanmaya yol açar. Bu, ağrıyı hem artırır hem de sürdürülebilir hâle getirir.

Ayrıca kaygılı bireylerde interoseptif duyarlılık (“bedensel duyumları abartılı algılama”) daha yüksektir. Bu nedenle küçük bir kas gerginliği dahi kişinin zihninde tehdit gibi yorumlanır ve bu yorumun kendisi ağrıyı güçlendirir.


Bilişsel Çarpıtmalar ve Ağrı Döngüsü

Psikosomatik ağrıda düşünce süreçleri belirleyicidir. “Ya kötü bir şeyse?”, “Kesin ilerleyecek”, “Vücudumda bir sorun var” gibi felaketleştirme eğilimi ağrı devrelerini daha aktif hâle getirir. Bu, beyinde “ağrı beklentisi ağrının kendisini üretir” mekanizmasıyla çalışır. Nörobilimde buna “nocebo etkisi” denir.

Nocebo, placebo’nun tersidir: Olumsuz beklentiler gerçek fiziksel belirtiler üretir.


Psikoterapinin Etkisi Nereden Gelir?

Psikosomatik ağrı tedavisinde hedef, kişinin “ağrıyı ortadan kaldırması” değil, ağrı sistemini düzenleyen mekanizmalara müdahale edilmesidir. Bilişsel davranışçı terapi, EMDR, somatik odaklı terapiler, duygu düzenleme çalışmaları ve mindfulness temelli protokoller bu nedenle etkilidir.

  • HPA aksını düzenler.

  • Sempatik aktivasyonu azaltır.

  • Kas gerginliği döngüsünü kırar.

  • Felaketleştirme düşüncelerini hedef alır.

  • Travmatik anıların sinir sistemi üzerindeki etkisini zayıflatır.

  • Beden duyumlarına yönelik toleransı artırır.

Bu değişiklikler yalnızca psikolojik değil, nörobiyolojik düzeyde de ölçülebilir.


Suadiye Psikoterapi | Bağdat Caddesi

Kadıköy Bağdat Caddesi’nde yer alan Suadiye Psikoterapi, alanında uzman ekibiyle danışanlarına profesyonel ruh sağlığı hizmeti sunmaktadır. Merkezimizde, Psikiyatrist Dr. Turan Çetin ve Klinik Psikolog Beste Bektaş, bilimsel temellere dayalı terapi ve danışmanlık yaklaşımlarıyla hizmet vermektedir.


Psikoterapi, psikiyatri desteği ve bütüncül ruh sağlığı çözümleri için bizimle iletişime geçebilir, güvenli bir terapi süreci için randevu alabilirsiniz.

 
 
 

Yorumlar


Yeşil yapraklı bitki, beyaz zemin üzerinde, bitki detayları ve Ana Sayfa

İletişim

- Adres

Suadiye Mahallesi, Bağdat Caddesi, Vapuryolu Sokak, No:2/1,
Tunç Apt. Kadıköy / İstanbul

- Telefon

Psikiyatrist Dr. Turan Çetin - 0530 500 97 40

Klinik Psikolog Beste Bektaş - 0534 260 23 25

bottom of page